sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2008 Cuma

" O " Var Her Anında




Aşkı yaşadığında zaman durur ve sadece " o " vardır
Hayat " o ", nefes almak " o ", yaşamak o'dur
Her anında her adımında " o " vardır.
" O " Var Her Anında

Her gidiş de de " o " var
Durur zaman acı verircesine
Günler aynı değişen takvimdeki rakamlar
hayata umutsuzca bakan gözler
Kalp üşümesi var bedenimde...

AMESFA

28 Ağustos 2008 Perşembe

08,08,2008 Kısa bir mektup

AMESFA bu bir zamansız gidişin öyküsüdür…

Tarih : 08,08,2008 Kısa bir mektup

Üniversitede bir grup kurmak istiyordum hep, 2, sınıfın ilk yarısının sonunda Annemin vefatından sonra bir gün etüt'te isteksiz isteksiz bizimkilerin baş harflerini yazıverdim deftere işte o an karar verdim tek kişilik bir grup olsun dedim sonra arkadaşlarımda katıldı onlara Amesfa'nın açılımdan bahsettin kabul ettiler beklide bana destek içindi bilmiyorum. İşte AMESFA böyle oluştu bayan ----- anlatmak istedim.

Sabahtan beri saat sayıyorum şuan son 1 saatim kaldı. Valizimi hazırlamak istemiyorum, aslında bir sırt çantası da yeterdi bana.

İlk Anne'me uğrayacağım özür borcum var özür dilemem gerekiyor. Sonra babama ulaşmak için yollara düşücem. Uçakla gidilecekti ama olmadı uzun bir otobüs yolculuğu beni bekliyor.

Saat 08:50 işbaşı>>>>>

Bugün zor ve yoğun bir gün olacak belli ilk defa işyerinde bir günün bitmesini istemiyorum gitmek istemiyorum uzaklaşmak istemiyorum. Ama gitmeliyim beni çağıran bir şey var gitmeliyim.

Saat 18:01Gün sonu>>>>>


İşte günün sonu bitmesin dediğim günde bitti.

Saat : 19:10 Evdeyim kimse yok tekim yine önceleri şehir dışına yolculuğa giderken içim kıpır ıpır olurdu şimdi ise zamansız bir gidişin öncüsü gibiyim ilk giden ben değilim son gidende ben olmayacağım.



Kalbini kırdığım için özür dilerim dökülen her bir damla gözyaşın için özür dilerim nefretini kazandığım için kendimi affetmicem.

Gözlerimdeki anlam ve sevgi hiç gitmedi

Hayatta hiçbirşeyim olmasın tek sevgim olsun elimde ebedi baki kalan

Senden bir isteğim var beni kırmayacağını umuyorum. Biliyorsun yazdığım mektupları sonunda bir kitap yapmak istiyorum. İnsanlık hali fani bir dünyada yaşıyoruz ne olacağımız belli değil olurya dönemezsem kitabı sen bitirirmisin benim için bunu yaparmısın son mektubu yazıp başucuma koyarsın dimi -----.

Allah'a emanet ol -----

Ames-in

AŞK BÖYLE BİRŞEY İŞTE!..

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâlolacak. Bunu benim için yapar mısın?'
Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
'Sevgilim' diye başlıyordu,'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'

'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
!
'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.'
!
'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.'

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.'
Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.


Bu gerçek aşktı.

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir.

Alıntıdır.